Ilk bölümünü yaklaşık 3 yıl önce başladığım ve 2 3 ve 4 bölüm halinde tamamladigim "Mahzen" tek parça halinde. Yazim hatalarım için şimdiden kusuruma bakmayın. Çünkü her bir satır el kadar telefon ekranindan yazıldı.
Teşekkür ediyorum
Minemosyne
Mahzen ...
........
Gece karanlıktı .. gökyüzünde ne ay nede yıldız vardı zifiri karanlıktı soguk ve sessiz ...
ve biliyordu ki bu gece cezalıydı . Efendisi'ni kızdırmıştı
Yanlızdı, kapatıldığı mahzende derin düşüncelere dalmak üzereyken
birden ince topuk tıkırtılarıyla irkildi ...
Gelen Efendi'sinin ayak
sesleriydi ,iyi ama neden geliyordu ...??
Hani, hani bu gece O'nsuz
olacaktı ,belli ki Efendi'si fikrini değiştirmişti... yoksa yoksa af
mı etmişti onu .. birden gözlerini içi parladı ..
Ama ...yanıldığını anlaması uzun sürmemişti ;elinde feneriyle
ışık saçan altın sarısı saçlarını ensesinde (her zaman ki
gibi) toplamış Efendi'sinin bakışlarıyla karşılantı bir anlıkta olsa
göz göze gelmek onu neden bu kadar titretiyor du ???
Efendi'sinin'' mahzen'' adını verdiği bodrum katına hafif rutubet kokusu hakimdi
küçük dikdörtgen pencere bodrumda ki bu nem kokusunu telafi edemiyordu ,bu pencerede ki demir parmaklıklar buraya mahzen havasını veriyor du .
içeride sadece tavandan sarkan
zincirler ,bir sandalye ve bir battaniye birde ancak burnunun ucunu
görebilecek kadar cılız bir lamba vardı ... ahh evet
neredeyse unutuyordu ... birde malzeme dolabı .. içinde ne zaman ne
çıkacağını bilemediği celikten yapılmış bir malzeme dolabı......
Evet battaniyesinin üzerinde kıvrılmış varlığını
sorgularken neden gelmişti Efendisi ? Ne diyecekti? . Hemen doğrulup
dizlerinin üzerine oturdu . ve dizlerinin soğuktan uyuşmasına
aldırmadan , ıslak ve pütürlü betonun üzerinde
emekleyerek Efendi'sinin ayaklarının dibine geldi bakışlarını kaldırmadan.
... Oysa ne çok bakmak istiyordu onun bu zavallı, aciz haline
bakarken görmeyi ..
.ve tüm cesaretini toplayarak başını usulca kaldırdı
işte o buz bakışlarla karşı karşıya gelmişti . kaçıramadı gözlerini
,sanki mıh gibi kitlenmişti.
Efendi'sinin bakışlarıyla bakışı kaç
saniye sürmüştü hatırlamıyordu . ama ona saatler gibi gelmişti bu
bakışları analiz etmesi .. bazen bu gözlerde şevkati, aşkı
,acımayı,mutluluğu görürken ne güzel çimen yeşili oluyordu , diye
geçirdi içinden insanın içinde kaybolası geliyordu , bazanda öyle bir
buz kesiyordu ki üşüyor hatta kaskatı kesiliyordu tüm vucudu ,sanki
ruhunu ele geçiriyordu bu bakışlarıyla eziyordu o'nu, hiç
kımıldamadan tek bir hareket yapmadan tek kelam etmeden ...
Birden yüzüne inen tokatla kendine geldi ne kadar süre baktığının farkında olmadan .
...
-Düşündün mü bakalım ? Başına gelecekleri ...!
(Efendisinin bu sorusuyla içi bir kere daha titremişti )
Demek ki cezası henüz başlamamıştı bile .. oysa saatlerdir
soguk ve karanlık mahzende beklemeyi bir ceza olarak nitelendirmişti .
Anlaşılan bu sefer çok kızdırmıştı Efendisi'ni, çünki sırf keyfi için
ceza vermezdi Efendisi.(nadiren de olsa ,çünkü arada bir eğitim amaçlı canını yaktığı oluyor ve bunu kendisinin lehine bir egitim oldugunu hissediyor du.) Bu gece ki cezayı hak ettiğini düşündükçe bakışlarını yere indirdi
..
-Ha..yır E..Efendim ...
-HAYIR NE !!!!!
-Dü.. düşünemedim ...
-Demek düşünmedin öylemi?? mmmm!!!üzüldüm ..
(tiz bir kahkaha mahzenin tüm duvarlarında yankılanmıştı)
-O zaman düşünmene biraz yardım edeyim bakalım dedi !
duygusuz bir ses tonuyla ..
-Şimdi biraz geri git bakalım !!
( hemen
dizlerinin üzerinde bir kaç adımlık geri çekildi bunu istem dışı
yapmıştı )
_ahh Aptal Ahh !
-Sana geri git dediğim zman düşüncelerinde dedim ! buraya gelmeden önceki zamana !!!
becerebilrsin değil mi bunu :)))
(elbette ki becerebilirdi nasıl unutabilirdi ki o an ki zamanı )
( mahzene inmeden önceki zaman)
.........
Evin içinde hummalı bir telaş vardi. Akşama ,Efendi'sinin cok onemli misafirleri gelecekti , ev de ki tüm hazırlıkları tamamlarken adeta kıçından nefes alıyordu bir o yana bir bu yana kostururken ayakları birbirine dolaniyordu sanki. Bir an sendeledi,
Efendi'si alışverişi kendisinin yapacağını söyleyip, hazırlamaya odasına çıkmasindan istifade edip bir anlık soluklandi. Allah'tan cok beceriksiz biri değil di. Ama bu gün ayrı bir aptallik vardi sanki uzerinde.
Efendisi'nin evine her zaman misafir gelirdi ve o gayet şık ve eksiksiz bir şekilde ikramlarini yapar tekrar lâzım oluncaya kadar da odasına çekilirdi.
Bu hep boyleydi alışık olduğu bir durum gibi gözükse de bu gece özeldi. Çünkü aynı zamanda Efendi'sinin doğum günüydü...
Belki de bugün olacakları düşündükçe kendisi çağırmıştı bütün olumsuzlukları.
Efendisi'ne inanılmaz bağlıydı ama bir o kadar da aşık, kendisinden bile kıskanır olmustu . Bu bağlılık uzun yıllardır birlikte olmanın vermiş olduğu bir guvenden başka bir şey degil di.
Zaman ne kadar hızlı geciyor du.
Kapının ziliyle kendine gelerek koşar adımla koridora yöneldi gelen Efendisi'ydi , hemen ellerinde ki poşetleri alıp mutfağa kostu ,hızlıca paketleri tezgahin ustune koyup Efendi'nin yanina geldi ayakkabilari cikartti coraplari terden islanmisti onlari da tek tek cikartti o an nasil da cani cekmisti ayaklarina kapanmayi ve saatlerce orada öylece kalmayi. Ama daha yapilacak onca iş varken bunu hayal etmesi bile yasakti.
Efendi'nin yalın ayak salona gecisini izledi. .. yorgunluk kahvesini her zaman ki gibi hazırlayıp ayaklarına mesajını yaptiktan sonra müsade isteyip geri kalan hazırlıkları yapmak için huzurundan ayrıldı. ..
Efendisi'nin getirmiş olduğu posetlerin icerisin de ki bütün malzemeleri özenle dışarı çıkarttı ve akşam için yapılması gereken listesine göz attı. .
Iyi bir köle olmanın yanı sıra iyi bir de aşçıydı.
Liste de ki bütün istenilenleri eksiksiz hazirladigindan emin olmak için son kez göz gezdirdi.
......
Ve akşam icin bütün hazirliklar tamamlanmis son kontroller yapilmis ve misafirleri karsilamak icin hazirlanilmaya çekilinmisti.
Kendisinin her zaman ki gibi uzerinde bir önlük ve beyaz ince keten kumaştan pantolon vardi. Ciplak bedenin ustune giydiği onluge anlam veremese de Efendisi onu boyle görmeyi seviyordu . Sorgulamak olmazdi :)
Odasindan çıkıp salon kapisina doğru ilerlerken merdivenlerden gelen ayak seslerine cevirdi yüzünü ..
Efendisi bir Kuğu gibi merdivenlerden inmiyor ,adeta süzülüyordu.
-Cok guzelsiniz Efendim dedi.
-Biliyorum dedi Efendi'si gülümseyerek. .
-Bana bir kadeh kırmızı sarap getir nedense hiç istahim yok ne yemek yemek icin nede doğum günüm için. Umarım bu gece çabuk biter .
......
Misafirler yavaş yavaş gelmeye baslamisti elinde tepsi ile her gelen misafire özel hazırlanmış maskeleri bir yandan ikram ediyor bir yandan da içeri buyur ediyordu.
Toplamda 8 kisi olacakti ama gelen 9 kisiydi bu beklenmeyen misafir demek ,masa uzerinde ki tüm düzenin sil baştan yapilmasi demek ti.
Efendisine baktı soran gözlerle ,onu o kadar iyi taniyordu ki ; Efendisi o daha sormadan ,
-sen masaya bir servis daha aç masa da oturup oturmamasina Efendisi karar verir nasilsa demisti.
Demek ki ; bu gelen misafir, koleydi kendi ruhundan birine de hizmet etmek biraz garip gelse de belli etmemeye çalıştı. Çünkü Efendi'sinden öğrendiği her kim olursa olsun eve gelen misafir di. Yeni bir servis acmak için mutfağa gitti....
Iceriden gelen ugultulu sohbete kahkahalara aldirmamaya çalıştı ama duymamasi için sağır olması gerekiyordu. Hele ki
-tatlim bu gece bu senin( kolesini uzatarak) sana lâyık bir hediye düşünürken son anda bu fikir geldi aklima. Biliyorum uzun zamandir tek kole kullaniyorsun aynı tene dokunmak sıkıcı gelmeye başlamıştır ha ne dersin?? :)) , Hem dişi bir köle kullanmayı da ozleyebilecegini düşündüm.
Belki seni mutlu edebilirim. Biliyorum ki senin için ne alsam sıradan olacaktı benim için degerlisin bunun farkında oldugunu da biliyorum ,o sebeple; sana kolelerimin icinden en gozde olanını hediye ediyorum. senindir isin bittigin de yada sıkıldığında bana geri yollarsin. Çünkü sen herseyin en iyisine layiksin..
Sana lâyık değil ama kolem diye demiyorum gerçekten mukemmel koledir, eğitimi bizzat bana ait 😎. Umarım begenir dilediğin gibi kullanırsın.
....
Bu! Bu nasıl hediyeydi böyle duyduklari dogru muydu!? Elinde ki tabağın yere düşerken çıkardığı sesle bile kendine gelememisti ta ki yanına gelen Efendisi'nin sesi bir tokat gibi çarpınca kulaklarına. .
-Neler oluyor burada!!!
-Nedir bu beceriksizlik çıkardığın gürültü taa iceri kadar geldi sen beni rezil mi etmek istiyorsun!!?
. ve ve ustelik en kiymetli yemek takımım!@#!!
-Ahh neyse neyse çabuk toparla şurayi, milletin dili damagi kurudu onden içki servisi yap cabuk ol çabuk!!!
-Anlamiyorum nedir bu aptallik ustundeki !!!
Deyip iceri geçmişti Efendisi ... O'nunsa ruhu cekilmisti bir kere..
Nasıl iceri geçip icki servisi yapacak nasıl o gelen hediye koleyi görmezden gelebilecekti? Bu gece işi gercekten zordu ..
..........
........
"Biliyorum şuan sinirinden kuduruyor ama onu böyle görmeyi seviyorum"
"Bana hediye edilen dişi koleyi kullanacak mıyım diye nasil da kivraniyor "
Nezaket icabı bu koleyi almam gerek şimdi , almazsam ayıp olacak Ama ben bir baskasinin malini kullanmayi sevmiyorum ki !!!
Neyse şuna bak !!!
Hakan'ın hediye ettiği dişi koleyi köpek gibi kıskandı köpek! :))))
Ahh benim küçük aptalım !!
Anlamadığı mı mı sanıyorsun?
Bi elin işte bir gözün, kulağın bende /içerde. .. o kırdığın tabak gibi kalbini kırmak lâzım belki de...
Iste o zaman aklın başına gelir sadece yaomakla vazifeli olduğun isine yogunlasirsin belki ...
Arada senin ruh'unu ezmedikten sonra kim olduğunu, neyim olduğunu, unutuyorsun tamam ne kadar sahipsen o kadar da aitsindir demistim ama sen de baya baya sahiplendin beni...
Beni bile benden hatta kendinden kıskanır oldun!!
Bu dişi koleyi kabûl edecegim ama senden önce şu kendini bilmez Hakan'a küçük bir ders vermem gerekecek anlaşılan. ..
Sanki bilmiyor benim seninle olan aramda ki bağın kudretini!!!!
Dur bak neler yapacağım O 'na ve sonrasında da tabiki sana! "
......
Icki servisi yapmak için içeri girmişti ama kafasının içi karmakarışık ,sanki hızla örülen örümcek ağı gibi beynini kaplamisti . Bu disi koleyi kullanma işi!!
Sağlıklı dusunemiyor du. Ya bir hata daha yaparsa ? Ya Efendisi'ni bir kere daha kizdirirsa ?
En muhimi ise ya dişi koleyi kullanirsa ? Ya bundan kendisinden aldığı zevkten daha çok keyf alırsa!!!?
Düşünmemeliydi ,çünkü ne zaman gereğinden fazla özen gosterip sıfır hataya niyet etse gorunmez bir güç tarafından tokezleniyordu sanki.
O sirada göz ucuyla bir Efendisine bir de gelen dişi koleye bakti ona neler yapacağını düşündükçe elleri titremeye dizlerinin baginin cozulmeye başladığını hissetti.
Yok canım!
Diye geçirdi içinden Efendi'si kendine ait olmayan bir koleyi kullanmazdi ki hiç. Geçen 4 yılın icerisinde nice kolesi olmak isteyen oldu da red etmişti.
Ne saçma dusuncelere gark etmisti kensini ...
Ama bu olumlu dusuncesi sabun köpüğü gibi çabucak sönüvermisti.
Ama bu hediye! Ustelik artik O'nun!!
" Şuna bak nasıl da kivraniyor? Belli de etmemeye çalışıyor anlamadim sanki istemediğin bir sey olunca o kulaklarinin ateş gibi kizardigini bilmiyorum degil mi küçük aptal seni."
"Seviyorum lan bu hallerini :)))"
.........
-sen! Git bana gümüş tasmayi getir!
Ismiyle cagirmamisti ! Neler oluyor böyle? Bu bir kâbus olmalıydı ..
Evet evet bu bir kâbus birazdan Efendisi Can!!! diye seslenip o'nu bu kabustan uyandiracakti..
-
Çünkü Efendisi'nin nadiren de olsa ona Can'ım dediği, bu sebeple ona bu ismi taktıgından beri gerçek adının ne olduğunu unutmustu.
....?!?
- Duymadın mı? Kime diyorum çabuk!!!
-Emredersiniz Efendim :((
( ama o tasma benim , geçen birlikte çıktığımız alışveriş merkezinden bana siz almistiniz ustelik doğum günü hediyem o benim :(( )
Bu sozleri icinden haykira haykira tasmasini kaldirdigi dolabin kapağını açtı. Kadife kutu icinde gözü gibi sakladığı tasmasini eline aldı,istemsiz sekilde bir kaç damla yaş geldi gözünden daha hic kendisine takmamisti Efendi'si ve şimdi bunu dişi kolenin boynunda görecekti.
Ne büyük acı!
-Buyrun Efendim.
-Nihayet! şimdi soylesem ne zaman gelecektin acaba!? (Bunu dislerinin arasından usulca soylemisti Efendisi)
-Adı ne bu dişi pisinin? Diye sordu.
Isim koymayı seven sensin benim için adinin ne olacağı onemli değil ben hizmetine bakarim ...
Ohh köpek demedi, demek ki o hala Efendi'sinin kiymetlisi biricik köpüşüydü.
Acinacak hâlinde bile kendini teselli eden birsey bulmasina hayret etti.
-Adını sen koy.
-Hmmm o zaman pusi holsun .
(Biliyorum hiç yaratıcı değil. Kalıcı değil gidici bir pisi bu)
-Gel bakalim pusi....
Tasmayi boynuna takarken partilerini Efendisi'nin dizlerine koyması ile ....
(Bir şeyler yapmalıyım bu an'a şahit olmak istemiyorum )
- Efendimmmm!!! Şey ...
B ..ben yani benim ile ... seyy yanii bir emriniz yok.... yoksa çekilebilir miyim ? Diyecektim de..
(Sırf bu seremoniyi görmemek icin kekeleyerek söylemişti )
-Hayır!! Bekle !
-Emredeersiniz Efendim.
Bu sözleri soyleyen ses onlarca kez tekrar etti sanki ..
Biraksalar dişleri ile herseyi herkesi parcalayacakken
Öyle aciz bir sekilde elinden birşey gelmeden beklemek, daha doğrusu zorunda kalmak ..
işte köle olmanın en zor yanı. ..
sabretmek!!! Itaat etmek!!!
Sabırla ve sakin bir şekilde Efendi'sinin tasmayi dişi kolenin boynuna takmasini izledi. Gözleri dolu dolu olmuştu biri dokunmasalar bile aglayabilir di.
Evet iste doğum günü için alınan gümüş tasmasi bir baskasinin boynunu süslüyor du suan. .
"Disi koleyi yanima oturtmam ve sadece saçlarını oksamam yetti yüreğinin kanamasina ahh benim zavallı minigim hadi simdilik bu kadar acı yeter sana tabii şimdilik"
-İçkileri tekrardan tazele ve odana git!!
Bundan sonrasıni ben hallederim.
Yeniden bir beceriksizlik yapmani istemiyorum.
.....
Odasina cekilmek istemiş ve Efendisi de bu bahanesine göz yumup oradan uzaklasmasina musade etmişti.
Acaba yanlış mı yaptı?
Artık çok geç!!
Odasına çekilmisti bir kere...
Bedeni odanın içerisinde dört dönüyor ruh'u ise salonda cansiz asılı duruyor du.
Şimdi dışarı da çıkmayacak ve salonda ,olan bitenden haberdar olamayacaktı.
Icini bir hüzün kapladı hüznünü bastıran içini kurt gibi kemiren dusunceleri cabası. ..
Ahh keşke oraya gidebilsem diye iç geçirdi. Ama duyabildigi tek şey Efendisi'nin şen kahkalarina karışan digerleri'nin ugultulu sohbetleriydi..
Saatler gecmek bilmiyor du kaç saattir kendisine seslenilmesini beklemis ama hiç adını soyleyen olmamisti.
Içinden deli gibi dua ediyor yalvariyordu.
-Ne olur, ne olur seslensin!!!
Çağırsın beni yalvarırım çağırsın!!
Kapı açılıp Efendisi'ni karşısında görünce istemsiz sekilde;
-Teşekkürler..👼
dedi gözleriyle ,yukarıya doğru bakarak.
-Misafirler gitti. Şimdi, önce bana bir kahve yapiyorsun sonra ortalığı toparlayip, mahzene iniyorsun!!!
Cezalisin!!!
-Bunu hak ettiğini biliyorsun degil mi!!!
-E.. Evet Efendim sizi çok mahçup ettim a..amaa......
-Ama. Neee!!! AMA NEE!!!!
Ettin mi? !!!
Ettin! bitti!!!
Bu saatten sonra amasi yok gerizekalı!!!! Yıkıl karşımdan yoksa elimden kimse alamayacak seni!!!
-...
.kahvesini hazirlayip odasina çıkarmıştı o sırada Efendisi de uzerini değiştiriyordu.
-Fermuarimi aç !
-Çorapları mı çıkart !
-Terlikleri mi getir!!
-üst çekmeceden kırmızı geceligimi ver!!!
-O değil!!! Saten olanı!!
-giydir!!!!
Ve şimdi defolll!!
Kesik kesik sert emirleri ile hipnoz edilmis gibi seri sekilde istenileni yaptı ve salonu toplamak için aşağı kata indi...
O da ne !!!?? Dişi köle yerde o'nun minderinin uzerine kıvrılmış yatiyor du..
Gitmemiş diye iç geçirdi. ..
Önce tasmasi şimdi de Efendi'sinin dizlenin dibinde birlikte film izlerken ve bundan sonsuz mutluluk duyduğu tv minderi!!!!
Daha dün gece Efendi'siyle film izlemisti Efendi'sinin arada havaya atıp tutamadiklarini da yerden yedigi mısır patlaklari ve yeri hiç degismeyen mavi minderi artık bu pusinin mi!!
Bir an konusmak istese de Efendi'sinin buna daha da çok kizabilecegi geldi aklina.
Sessizce ortalığı toplamış ve emredildigi gibi mahzene inmisti...
Ama ,Aklı da yuregi de yukarıda kalmıştı. ..
Efendisi ve dişi köle yukarıda o ise fare gibi bodrum katindaydi...
Gece karanlıktı, gökyüzünde ne ay ne de yıldız vardı. Pencereden gorebildigi sadece zifiri karanlik !!
Ustelik hava soğuk ve sessiz ..
Varlığını sorgulamak için sanki ozellikle seçilmiş bir geceydi...
Ve dolunaya 7 gün kalmıştı...
Saatlerdir aşağıya inip ..
-Cezan bitti dememi bekliyor ama gece henüz yeni baslayacak küçüğüm.. Birazdan yanına geldiğim de bunu misliyle anlayacaksın...
Yanına indigim de bir fare gibi köşeye sinmiş beni bekliyor du.
Merdivenlerden indigimi görünce yüzünde ki ;yarı sevinç yarı utanç ve çokça merakı çok net okunuyor du.
Belki de bu burada geçireceği son gece ve yaşayacağı acılar son acıları olacaktı.
Ben bile emin degilim!
Bakalım ne olacak? Gecenin sonu mutlu sonla da bitmeyebilir hatta o'nunla işim bittikten sonra
Bir daha yüzünü dahi görmek istemeye bilirim. Çünkü beni gerçekten çok kızdırdı..
Biliyordu ki ofkem siddetlidir !!!
Sebep ; ne en sevdiğim takımın bir parçasını kırman ne de heyecan dan elinin ayağına dolaşması öyle bir kabahatin var ki ... bunu sen bile bilmiyorsun..
Kim bilir; bile isteye yaptiysan da vay haline!!!
..........
Alışverişi tamamlayıp eve geldiğim de zaten yeteri kadar ofkeli ve yorgundum. Ama dışarı da ki ofkelenmeme sebep olan olaydan ötürü de hırsımı o'ndan cikartmaya da niyetim yoktu .
Beni en cok sinir eden şey aslında Hakan'ın benim uzerim de baskı kurmaya kalkması ve alttan alttan beni nasıl zor durumda bırakmak istemesiydi. Bir şeyler yapacağını hissediyordum ama bu kadar ileri gidebilecegini ben bile tahmin edememistim.
Neyse ki kriz aninda daha bir soğuk kanlı olmayı beceriyor olmam belki de bana sunulan bir lütuf tu.
Market alışverişini hızlı bir sekil de yapmaya calisirken telefonum çaldı. Arayan Hakan'dı.
(Hakan aslında doğum günüme kendini zorla davet ettirmişti.) Yani bir nev-i nezaketen ..
- Mine'm aşk olsun! Bugün doğum günün ve evde bir parti verecegini başkalarından duyuyorum,yoksa beni davet etmeyecek miydin?
- ahh alakası yok aslında bu bir parti degil inan sadece bir kaç arkadaş ile akşam yemegi yemek ve biraz sohbet etmek için bilirsin işte doğumgünüm vesile oldu ama sen de gelmek istersen elbette gelebilirsin.. Bu öyle planlı birşey degil ,tamamen spontane .... maksat doğum günü bahanesiyle uzun bir zamandan beri görusemedigimiz için bir bahane... yani ..
(Biraz sinir biraz o an da ne diyeceğimi bilememek adına böyle saçma bir cümle kurmustum.Oldum olası bahane uretemem zaten yalan hele birak atmayi cok nefis elime yuzume bulaştırmakta üstüme yoktur. )
-tamam sen davet edersin de ben gelmez miyim ? :))))
(Gıcık)
Eeee ben simdi sana ne hediye alayım?
- sacmalama ne hediyesi? Sende her seferin de bana bir seyler almak icin bahaneler ariyor gibisin (zoraki ve gereksiz gülmüştüm)
-tamam akşama daha vakit var illaki hoşuna gidecek birseyler bulabilirim yaratıcı olmam gerek . Görüşmek üzere.
-görüşürüz.
Hakan uzun zamandır bana olan alakası son zamanlar da arsizca belli eder olmuştu. Ve bu benim canımı sıkıyor kolemin ise canını yakıyordu.
Bunu bile isteye ve inadina yapiyor olmasi beni çileden cikartmaya yetiyor ama belli etmiyordum.
Çünkü belli edecek olursam amacına ulaşmış olacaktı. O'na bu zevki tattiracak kadar aptal değilim!!!
Her bir araya geldigimiz zamanlar da Şakayla karışık ortaya laf atar bende her seferinde kibarca red ederdim.
Hatta gecen hafta Serdar'larin evin de artık iyice civitmis olması alkolun verdiği deli cesaretindendir dememe sebep olmuştu. Çünkü ertesi gün arayıp
-Mine'cim dün baya sacmaladim sanırım umarım seni kizdirmamisimdir. Biliyorsun tamamen latife ediyorum. Sen benim iyi dostumsun seni kaybetmek istemem.
-Ehh biraz bozulmadim değil ama yillarin verdiği bir samimiyet diyor ve uzerinde durmuyorum Hakan beni biliyorsun bu camianin icinde olmam demek tarzima ve zevkime uymayana da göz yumabilirim manasina gelmesin ... Ne hikmettir ki bu uyariyi son günler de cok fazla dile getirdim. Bende farkindayim temcit pilavi gibi surekli surekli ama beni de boyle kabûl etmek zorundasiniz. Oyle degil mi ? :)))
-ya tabiii seni yillardir tanıyorum ve tanidigim gunden beri sana ancak dost olarak yaklasabildim sende biliyorsun sana olan zaafimi ama oyle kibar oyle keskin set koyuyorsun ki insan ne bozulabiliyor ne de ne diyecegini bilemiyor.
Tamam pes! Söz bundan sonra sakasini bile yapmayacağım. .
(Bende yedim)
Bunları dedikten sonra bile yine her fırsatta şansını tekrar tekrar denemesine sinir olmaya başlamistim.
Bu elde edebilme girişimlerinde başarı elde edemeyecegini anladigin dan beri bu sefer de kafayı koleme takmisti. Çünkü kolemle tanıştığı gün şansının artik hiç kalmadigini anlamisti.
Lâkin bundan vazgecmeye hiç niyetli gibi görünmüyor bulduğu her firsatta şansını deniyordu..
Eeee demek ki neymiş?
Masterlar da kıskanır :))))))
Dominant biriyken benim O'na karsi mesefali kalmam koleminse bana dokunabiliyor olması onu iyice sinir ettigini biliyordum.
Hah! Gereksiz erkek egosu !
Sonunda başarmış olma ihtimali ile yaninda dişi bir köle getirmesi. ..
Ah bu kadar ileri gidebilecegini ben bile hayal edememistim. Ne yapacaktim simdi? Hediyesini bana sunarken yuzunde ki o alaycı bakışla koleme göz atması tuz biber di..
(Demek öyle bu son kozun mu Hakan Efendi ?)
Her firsatta ben ikinci bir köle kullanmiyorum dememe ragmen ustelik!!!! Hediye bulamamış mış ta bana layık değil mis mis te!!
Ikinci bir köle kullanmayisimin sebebi köle/Efendi iliskisine baslamadan once ki sozlesmemiz de bunu her ikimiz de onaylayip kabul etmiş olmamizdan baska birsey değildi. Ama ben bir seyin altina söz diye imza attiysam o bir daha cignenmezdi.
Maksadı beni arkadaşlarımın için de mahçup ederek kendince
-bakın nasıl da eli ayağına dolaştı Mine kolesine aşık diyordum da inanmıyordunuz ! Aşık olmasa neden baska bir köle kullanmak istemesin? Aşık olmasa bana neden sürekli mesafeli olsun?
(Bunu sözlü olarak dile getirmese de amacı buydu , yada daha kötüsü kolemin fevri davranmasini sağlayacak benim de buna göz yummayacagimi bildiginden aramizin bozulmasina sebep olacaktı)
Başardı da!!!
Ama bunu asla bilmeyecek dedim ya ona bu zevki tattiracak kadar aptal bir kadın degilim!!!
Tabi bu olanlardan hiç bir şekilde haberi ve fikri olmayan kiymetlim benim kadar soğuk kanlı olamadı.
Bizim köle Efendi iliskimiz öyle klişe facebook,twitter veya forumlar vb gibi bilimum yerler de ki gibi degil di. Biz oncesinde çok iyi iki dost olmayi becerebilen nadir BDsM insaniydik. Çünkü oncesinde insan olarak değer veriyorduk bir birimize..
Neyse ...
Bana uzattığı hediyesini büyük bir soğuk kanlilik ve nezaketle kabul ettim. (Beklemediği bir şeydi )
Hatta madem kendince bir oyun oynamaya kalkmisti bende oyunun bir parcasiymis gibi dahil oldum ama tek bir farkla oyunu kuran O'ydu ama yöneten ben olmuştum. Artik oyun benim oyunum!! benim kurallarim di.😈
Kiymetlimden ona aldığım gümüş taşlı tasmasini istememle oyun başlamıştı.
Bu bir nevi kolemi de oyunun icine dahil etmem demekti ve bilerek ona belli etmedim. Bir an göz göze gelseydik tüm bu olacaklarin bir oyundan ibaret olduğunu anlardi zaten. ( Biz oyle bir olmustuk ki ; konuşmamı gerektirmeden ne istedigimi anliyor ve ona göre davraniyordu. Iste bu yuzden kiymetlim ya ) o sebeple olabildigince sert ve sadece dolabı işaret ederek tasmasini getirmesini istemistim.
Geçici olarak isim verdigim dişi köle, boynuna taktigim tasma ile bana biat etmeye hazırdı. Çünkü o'da oyle bir egitim almış olacak ki her tasma takanin sahibi oldugunu zannederek boyun egiyordu.
Tasmayi bana uzatırken ellerinin nasıl titredigini gormezden geldim bu canını çok yakıyordu ama sende oyunun icindesin Can!!
Odasina yollamadan once ickileri tazelemesini soylemistim...
Bilincli bir sekilde( servis yaparken) Hakan'ın uzerine içki kadehini dokmesi ve istemsizce kaşlarini kaldırıp kuru bir;
-pardon beyefendi .demesi beni rezil etmeye yetmisti. Ama bunu neden yapmıştı? asıl mesele buydu ve ..
Hakan'ın buna sessiz kalacağı göz yumacagı mi vardı. .
Bana dönüp
-Mine'cim kiymetlim kiymetlim diye yere göğe sigdiramadigin kopek bu mu?!!
Daha nasıl hitap edebilecegini bile ogrenmemis...
Hahahaa sen mi verirsin terbiyesini yoksa benim yardimci olmami istermisin? Boylelikle bir daha misafirlerine nasıl davranmasini öğrenmiş olur...
Ne kadar da alaycı soylemisti bunu !!!
Sinirden ne yapacağımı şaşırmistim beni sinir eden Can'in hadsizligi mi yoksa Hakan'ın boş bogazligimiydi kestiremiyordum!!!
Sakin ol Mine!!!!
-tatlım sana bir gömlek borclandim. Kolem adina senden kusuruna bakmamani rica ediyorum. Kaldi ki ben gerekeni yaparim sakar olmasi onun kiymetini belirlemiyor sonuçta, sende bunu iyi bilenlerdensin...
Bilenlerdensin değil mi? Yoksa? Diğerleri gibi govde gostersinden haz alanlardan mısın?
Biliyorsun ki bir kolenin bir Efendisi olur!
Beni bilirsin "bazı sözler karanlıkta söylenir bazan hiç" hesabı bazı cezalar da yalnızken çekilir ve öğretilir. ^^
(Ohhh iste böyle lafı gedigine koydun Minem manayla dişi kolesinin de kaç Efendisi olduğunu burgulamistim)
-ICKILERI TAZELE VE ODANA GIT!
........
Yanına indigim de bir fare gibi köşeye sinmiş beni bekliyordu. ...
Dizlerinin uzerinde islak ve pütürlü betonun uzerinde emekleyek ayaklarımın dibinde yerini almıştı.
Gözlerime bakacak yüzü yoktu ..
Oysa, en çok sevdiği şeydi gozlerime bakmak , ve ne istediğimi anlayıp hemen yerine getirmek bu onun icin bir nevi oynamaktan büyük keyf aldığı kendince "sen sus gözlerin konussun" oyununun adiydi. Tum cesatetini toplayip gözlerime baktigin da yüzüne attığım tokatin etkisiyle kendine gelir gibi oldu.
-Düşündün mü bakalım? Başına gelecekleri!?
Dememle cezasının henüz başlamadigini anlaması bir olmustu ...
-düşünmedigini söylerken sesin de ki titreme hatirlamana yardimci olayip biraz geri git dememle aptal gibi geriye gitmesine aldirmamistim.
Mahzen adını verdiğim küçük bodrum katinda ki dolabı açtım.
Elime aldigim, uçlarında minik kurşunlardan olusan ozel yapim olan kirbaci çıkarttım.
Sonrasınsa tavan da ki asılı olan zincirlerle iki bileginden kelepceleyerek kasap dukkanlarinda ki etlerden farksiz sekilde her iki yana gergin bir şekilde astim.
Ayak bileklerinin arasina da ucunda demir çubukla bağlantılı olan kelepçeyi geçirdim.
Şu an karşımda kocaman bir çarpı gibi duruyor. ..
Etrafında tam tur dolastim öfkem hâlâ tazeligini koruyordu. O sebeple bir yandan nefes kontrolü yapıyor sakinlesmeye çalışıyordum.
Çünkü Efendiligimi zorbalikla karistirmak istemiyordum.
Heleki böyle karşımda savunmasiz duran bir bedene ....
Ama bu demek değil di ki bu gece kan akmayacak!!
Sırtına indirdiğim kırbaç darbesiyle tüm vucudunu bir yay gibi gerip geriye doğru kastı ilk etapta ,mani olmadığı bir inleme ile karşılık verdi bu acının sesiydi..
Dudaklarını bastirarak kilitledi ve o an sadece ACININ SESI çıkmalıydi. Biliyor du ki ben sessizliği severim acıyla ses çıkartıp bunu bozmak istemiyordu ama o her sırtına inen kursun toplu kırbaç istemeden de olsa küçük bir iniltiye sebep oluyordu. Kaç kere vurduğumu hatırlamıyorum sırtı kızarmış yer yer kan oturmustu bazi yerlerinin derileri soyulmustu ..ama hala dimdik ayakta durabiliyordu.
Bu halini seviyorum!!!
-Nasıl?!!
Ickiyi servis ederken Hakan'ın üzerine bile istiye döktüğünü anlamadım sandın degil mi!!!
Onu böyle cezalandırmayi dusunmek senin küçük beynine mi kaldı!!!!
-Ö ..Özür dilerim E.. Efendim.
daha da sinirlendim.
..Özür dilemesi beni çileden cikartmaya yetti. ..
-BENDEN ÖZÜR DILEME!!!!
BILIYORSUN KI ÖZÜR DILEMENI GEREKTIRECEK HATALAR YAPMA DIYORUM SANA !!!!
-NE ALA!!! HATAYI YAP OZUR DİLE HATAYI YAP OZUR DILE. ..!!!!
BENI VE KENDINI REZIL ETMENİ GEREKTIRECEK BIR TAVIR MIYDI YAPTIGIN???!!
-Hayır Efendim o an sizi de mahçup edebileceğim aklıma gelmedi kazaydi diye yalan atarak hak ettigim cezadan kacmayacagim..
Hüküm sizin ; ((
Bir kaç adım daha attım etrafında ne zaman böyle dolansam içi urperiyor biliyorum ve istediğim de tam olarak bu !!
..........
Etrafimda dolaşırken çıkarttığı topuk tıkırtıları beynimin her koridorunda çınlıyordu..
........
Efendim'in sadece kirbaclayarak ofkesinin geçeceğini düşünmek bile aptallikti.
Biliyordum. .. iste yine dolaba doğru gidiyor. .
Arkası bana dönük keske şuan yüzünü görebilsem :((
Bana ceza verirken gerçekten ofkeyle mi yoksa büyük bir keyfle mi yaptığını anlayabilsem...
-Aklından geçenleri okuyorum merak etme!!! Henüz öfkem yatışmadı!!
Yüzüme inen sert ve acımasız tokatlari ardı ardına atarken bu sözler çıkmıştı Efendim'in ağzından. .
Tirnaklari uzun ve bicimliydi kırmızı öjeli (ennn sevdiğim)
Bir pençe gibi açıp gogsumden aşağı doğru batirsiigin da hissettigim acı yerini sıcaklığa birakmisti..
Bu sıcaklık, tırnakları arasında kalan deri parcalarini diğer tırnaği ile temizlerken farkedip gogsume baktığım da; akan kanin sıcaklığından baska bir sey değil di.
Kanayan çizgilere dokunup bana ...
'SEN KI SOZLEZMEYI KANINLA IMZALAYAN KOPEK!!
NASIL OLUR DA BENIM DE ALTINA IMZA ATTIGIM BIR SOZE ITIBAR ETMEYIP BASKA BIR KOLEYI KULLANABILECEGIMI DUSUNURSUN!!!!!
BU KADAR BASIT MI SÖZ VERMEK HAAA!!! SOYLE BU KADAR BASIT MI!!!!?
Iste o an kafama dank etmişti ahhh benim aciz, zeka yoksunu beyinsiz başım!!! Tabii yaaa Efendim buna ofkelendi ne kirdigim tabak ne o uzerine şarap döktüğüm adam ne de başka birsey nasıl unuturum nasıl nasıl nasıl!!!
Kanayan yaralarima tuz bassa yeridir. ..
Ama tuz basmak hafif kalacak bunun yerine daha da, derin derin ve defalarca aynı yerden taaa cigerime kadar tirnaklariyla kazisa az bile benim gibisine...hak ettim ...
Birseyler demem lâzım ama ne ?
-Be Bennn gerçekten çok pişmanım Efendim ve suan kendimden utanıyorum. .. ne deseniz ne yapsaniz benim gibi aptal bir aciz için az bile...
Ama musadeniz olursa bir sey söylemek için...
arz ederim Efendim. ; ((
'HENUZ DEGIL!!!
DEGIL SOYLEYECEKLERINI DINLEMEK SESINI DAHI DUYMAK ISTEMIYORUM!!!!!
aklimdan geçenleri okumuş gibi aynı yerden ve bu defa daha sert şekilde tirnaklarini geçirdiğini hissettim. . Evet evet kesin cigerimi birak kalbimi parcaliyordu sanki... duydugum utanç acımın yanında fersah fersahti. Aglamama engel olamiyor ama sesimi de çıkartamiyordum.
Çaresiz ofkesinin ve hak ettiğim cezanın bitmesini dua etmekten başka carem yoktu.
.....
(Göğsünden akan kanları görmek biraz da olsa yatismama neden oldu... abartmaya gerek yok ... Hakan da kasinmisti bunu biliyorum ama senin bilmeni istemiyorum küçüğüm )
Gecen yil gittigim geziden aldığım kanguru derisi kirbaci once hava da bir kaç kez saklatip yere carpmam la dogruldu .. hava da ki ıslık sesine benzer sesler dört duvar arasinda çarparak geri dönüyor ve ne zaman tenine degecek diye bütün kaslarını gererek vücuduna vurmami bekliyor du. .. Şayet beklemedigi bir an da vuracak olursam sonuç vahip olabilir di dolaptan çıkarttıgım göz bandı ile gözlerini bagladim.
Iste en korktuğu an !!!
Hiç bir sey gorememek !!!
-Efendim Efendim yalvaririm kapatmayin gozlerimi ... ne'olur Efendim aciyin! Bagislayin!
-Kes!!!
Gözlerini baglamamla birlikte fiziksel işkencesi bitmisti şimdi sırada ruhunu kanatmak acitmak vardı. ..
Hava da bir kaç kez daha saklattim kirbaci sonra ...
-Yooo senin pis kaninla kirletmeyecegim bu caaanım kirbaci ... fikrimi değiştirdim ...
-Nee Nee yapacaksiniz Efendim ? Acıyın :(( Bağışlayın ; (((
Efendim ? EFENDIM YALVARIRIM cevap verin sessizliginiz beni öldürüyor. .. :(((
.....
Saatlerdir tavanda asılı duran ellerimi çözüyor yoksa aciyip aciz halime merhamet mi edecek?
-Minnettarim Efendim ....
-Niyee?? Bitti mi saniyorsun benim küçük aptalim?
....
El ve ayaklarimi cozdugugun de boş bir çuval gibi yigilmistim ayaklarinin dibine. Gözlerim kapali el yordami ile bacaklarina sarilip aman dinlemekten baska carem yoktu.. ama yapamadim o gücü bulamadim kendim de.
Beni bir sandalye ye oturttu ellerimi arkadan bağlayıp gözlerimi açtı. ..
Cılız ışık olduğu icin gözlerim çabuk alınmıştı , karsimda gördüğüm manzara biraz olsun sakin bir okyanus gibiydi fırtına dinmis ama hala alabora olacak misim gibi...
Cikartmis oldugu iç çamaşırıni agzima tikti ve
- sesini duymayacagim !
diye kulağıma egilerek fısıltı halinde bu sözleri söyledi.. Nefesi sıcak sımsıcak ... üzerime eğildiğinde vücudunun kokusunu icime cektim vurduğu zaman terlemis olmaliydi
Bir insanin teri çilek gibi kokar mıydı? Efendim'in kokusu teri herseyi herseyi Allah'ım neler düşünüyorum. ..
Sonra eline aldığı bıçağı gördüm bu... bu bende fobi olarak kalan bir seydi.. Efendim o bıçakla ne yapacaktı? Beni kesmeyecekti elbett ama neden bıçak. .. Kesici bir alet karşısında savunmasiz olmak en büyük korkularimdan biriydi.. diğeri de gözlerimin bağlanması. ..
Neyse ki gozlerimi açtı benim guzeller guzeli Efendim... <3
...
(Ellerini gevsek bir sekilde baglamistim istese kurtarabilecek .. elime aldığım küçük meyve bıçağı ile tirnaklarimin arasında kalan deri parcalarini temizliyor gibi yapmam onu iyice geriyor. ... zavalli birazdan yaşayacağın korkuyla agzina tiktigim kilodu yutmasan bari :)))))
-Ve şimdi gözlerin. ...
-Efendimmmm yalvaririm baglamayin gözlerimi ne olur aciyin korkuyorum !!!! Agzimin için de Efendimin camari olduğu için net bir sekilde konusamamia sadece ugultu şeklinde soylemistim. Ama Efendim anlamış olmaliydi. ..
- Kork!!!
Umrumda mı sanıyorsun?!!!
Hem korkmak iyidir diri tutar insanı tetikte bekletir....
Kahkasi .....
..... gözlerim bağlı ellerim bağlı ağzım bağlı elinde bıçak ...
Tamam kesin öleceğim ben ölmeden once bir kez daha gözlerinde ki sevkati görebilseydim keske...
Tam kalbimin ustune değen, bıçağın soguk metali ile son duyduğum Efendimin kahkahalari oldu..
. sonrasını hatırlamıyorum gözlerimi açtığım da Efendimin odasın da kanattigi yaralara pansuman ederken buldugumdu...
Gözleri. ... gözleri yemyesil di...
-Efendim??
-Yavrum??
-Cezam bitti mi?
-Beni af ettiniz mi?
-Seyy beni kesmediniz degil mi?
- Yaşıyorum di mi ben ?
Hahahhahaah sacmalamada sınır tanımıyoruz bakiyorum da benim küçük aptalim...
Tabi ki de cezan bitti, af ettim, ve evet seni kesmedim hahahhahaa ve tabiki de yasiyorsun...
Hem o kalbine degen bıçak degil di ..
- Nasıl? Ama elinizde bicak vardı. ..
- Evet bıçak var dı. Ama gözlerini kapattiktan sonra bıçağı biraktim yerine küçük bir metal parcasiyla ....
-Efenddiiimmmm amaaaa
-hahahhahaaah seviyorum bu hallerini hem öldürür muyum hic? Daha cooook uzun süre lazimsin bana..
Şimdi kapat gözlerini ve uyu ... dişi koleyi de merak etme coktan uykusunu yarilamistir... sabah olsun evine yollarim...
Başkasının oyuncağı ile oynamayi sevmem !
Iyi uykular küçük orospum hiçim picim yarın uzun olacak... simdiden enerjini toplamaya bak...
Muck!!!
-Emredersiniz benim güzel Efendim iyi geceler. .. size Minnettarim gecenin kalan kısmını ayaklarinizin ucunda yatmama musade ettiginiz için. ....
Şiiiiitt sus artık yat ve uyu
Hikaye bitti. ..
Yarin yeni bir gün. ..
By Kadın Efendi
Teşekkür ediyorum
Minemosyne
Mahzen ...
........
Gece karanlıktı .. gökyüzünde ne ay nede yıldız vardı zifiri karanlıktı soguk ve sessiz ...
ve biliyordu ki bu gece cezalıydı . Efendisi'ni kızdırmıştı
Yanlızdı, kapatıldığı mahzende derin düşüncelere dalmak üzereyken
birden ince topuk tıkırtılarıyla irkildi ...
Gelen Efendi'sinin ayak
sesleriydi ,iyi ama neden geliyordu ...??
Hani, hani bu gece O'nsuz
olacaktı ,belli ki Efendi'si fikrini değiştirmişti... yoksa yoksa af
mı etmişti onu .. birden gözlerini içi parladı ..
Ama ...yanıldığını anlaması uzun sürmemişti ;elinde feneriyle
ışık saçan altın sarısı saçlarını ensesinde (her zaman ki
gibi) toplamış Efendi'sinin bakışlarıyla karşılantı bir anlıkta olsa
göz göze gelmek onu neden bu kadar titretiyor du ???
Efendi'sinin'' mahzen'' adını verdiği bodrum katına hafif rutubet kokusu hakimdi
küçük dikdörtgen pencere bodrumda ki bu nem kokusunu telafi edemiyordu ,bu pencerede ki demir parmaklıklar buraya mahzen havasını veriyor du .
içeride sadece tavandan sarkan
zincirler ,bir sandalye ve bir battaniye birde ancak burnunun ucunu
görebilecek kadar cılız bir lamba vardı ... ahh evet
neredeyse unutuyordu ... birde malzeme dolabı .. içinde ne zaman ne
çıkacağını bilemediği celikten yapılmış bir malzeme dolabı......
Evet battaniyesinin üzerinde kıvrılmış varlığını
sorgularken neden gelmişti Efendisi ? Ne diyecekti? . Hemen doğrulup
dizlerinin üzerine oturdu . ve dizlerinin soğuktan uyuşmasına
aldırmadan , ıslak ve pütürlü betonun üzerinde
emekleyerek Efendi'sinin ayaklarının dibine geldi bakışlarını kaldırmadan.
... Oysa ne çok bakmak istiyordu onun bu zavallı, aciz haline
bakarken görmeyi ..
.ve tüm cesaretini toplayarak başını usulca kaldırdı
işte o buz bakışlarla karşı karşıya gelmişti . kaçıramadı gözlerini
,sanki mıh gibi kitlenmişti.
Efendi'sinin bakışlarıyla bakışı kaç
saniye sürmüştü hatırlamıyordu . ama ona saatler gibi gelmişti bu
bakışları analiz etmesi .. bazen bu gözlerde şevkati, aşkı
,acımayı,mutluluğu görürken ne güzel çimen yeşili oluyordu , diye
geçirdi içinden insanın içinde kaybolası geliyordu , bazanda öyle bir
buz kesiyordu ki üşüyor hatta kaskatı kesiliyordu tüm vucudu ,sanki
ruhunu ele geçiriyordu bu bakışlarıyla eziyordu o'nu, hiç
kımıldamadan tek bir hareket yapmadan tek kelam etmeden ...
Birden yüzüne inen tokatla kendine geldi ne kadar süre baktığının farkında olmadan .
...
-Düşündün mü bakalım ? Başına gelecekleri ...!
(Efendisinin bu sorusuyla içi bir kere daha titremişti )
Demek ki cezası henüz başlamamıştı bile .. oysa saatlerdir
soguk ve karanlık mahzende beklemeyi bir ceza olarak nitelendirmişti .
Anlaşılan bu sefer çok kızdırmıştı Efendisi'ni, çünki sırf keyfi için
ceza vermezdi Efendisi.(nadiren de olsa ,çünkü arada bir eğitim amaçlı canını yaktığı oluyor ve bunu kendisinin lehine bir egitim oldugunu hissediyor du.) Bu gece ki cezayı hak ettiğini düşündükçe bakışlarını yere indirdi
..
-Ha..yır E..Efendim ...
-HAYIR NE !!!!!
-Dü.. düşünemedim ...
-Demek düşünmedin öylemi?? mmmm!!!üzüldüm ..
(tiz bir kahkaha mahzenin tüm duvarlarında yankılanmıştı)
-O zaman düşünmene biraz yardım edeyim bakalım dedi !
duygusuz bir ses tonuyla ..
-Şimdi biraz geri git bakalım !!
( hemen
dizlerinin üzerinde bir kaç adımlık geri çekildi bunu istem dışı
yapmıştı )
_ahh Aptal Ahh !
-Sana geri git dediğim zman düşüncelerinde dedim ! buraya gelmeden önceki zamana !!!
becerebilrsin değil mi bunu :)))
(elbette ki becerebilirdi nasıl unutabilirdi ki o an ki zamanı )
( mahzene inmeden önceki zaman)
.........
Evin içinde hummalı bir telaş vardi. Akşama ,Efendi'sinin cok onemli misafirleri gelecekti , ev de ki tüm hazırlıkları tamamlarken adeta kıçından nefes alıyordu bir o yana bir bu yana kostururken ayakları birbirine dolaniyordu sanki. Bir an sendeledi,
Efendi'si alışverişi kendisinin yapacağını söyleyip, hazırlamaya odasına çıkmasindan istifade edip bir anlık soluklandi. Allah'tan cok beceriksiz biri değil di. Ama bu gün ayrı bir aptallik vardi sanki uzerinde.
Efendisi'nin evine her zaman misafir gelirdi ve o gayet şık ve eksiksiz bir şekilde ikramlarini yapar tekrar lâzım oluncaya kadar da odasına çekilirdi.
Bu hep boyleydi alışık olduğu bir durum gibi gözükse de bu gece özeldi. Çünkü aynı zamanda Efendi'sinin doğum günüydü...
Belki de bugün olacakları düşündükçe kendisi çağırmıştı bütün olumsuzlukları.
Efendisi'ne inanılmaz bağlıydı ama bir o kadar da aşık, kendisinden bile kıskanır olmustu . Bu bağlılık uzun yıllardır birlikte olmanın vermiş olduğu bir guvenden başka bir şey degil di.
Zaman ne kadar hızlı geciyor du.
Kapının ziliyle kendine gelerek koşar adımla koridora yöneldi gelen Efendisi'ydi , hemen ellerinde ki poşetleri alıp mutfağa kostu ,hızlıca paketleri tezgahin ustune koyup Efendi'nin yanina geldi ayakkabilari cikartti coraplari terden islanmisti onlari da tek tek cikartti o an nasil da cani cekmisti ayaklarina kapanmayi ve saatlerce orada öylece kalmayi. Ama daha yapilacak onca iş varken bunu hayal etmesi bile yasakti.
Efendi'nin yalın ayak salona gecisini izledi. .. yorgunluk kahvesini her zaman ki gibi hazırlayıp ayaklarına mesajını yaptiktan sonra müsade isteyip geri kalan hazırlıkları yapmak için huzurundan ayrıldı. ..
Efendisi'nin getirmiş olduğu posetlerin icerisin de ki bütün malzemeleri özenle dışarı çıkarttı ve akşam için yapılması gereken listesine göz attı. .
Iyi bir köle olmanın yanı sıra iyi bir de aşçıydı.
Liste de ki bütün istenilenleri eksiksiz hazirladigindan emin olmak için son kez göz gezdirdi.
......
Ve akşam icin bütün hazirliklar tamamlanmis son kontroller yapilmis ve misafirleri karsilamak icin hazirlanilmaya çekilinmisti.
Kendisinin her zaman ki gibi uzerinde bir önlük ve beyaz ince keten kumaştan pantolon vardi. Ciplak bedenin ustune giydiği onluge anlam veremese de Efendisi onu boyle görmeyi seviyordu . Sorgulamak olmazdi :)
Odasindan çıkıp salon kapisina doğru ilerlerken merdivenlerden gelen ayak seslerine cevirdi yüzünü ..
Efendisi bir Kuğu gibi merdivenlerden inmiyor ,adeta süzülüyordu.
-Cok guzelsiniz Efendim dedi.
-Biliyorum dedi Efendi'si gülümseyerek. .
-Bana bir kadeh kırmızı sarap getir nedense hiç istahim yok ne yemek yemek icin nede doğum günüm için. Umarım bu gece çabuk biter .
......
Misafirler yavaş yavaş gelmeye baslamisti elinde tepsi ile her gelen misafire özel hazırlanmış maskeleri bir yandan ikram ediyor bir yandan da içeri buyur ediyordu.
Toplamda 8 kisi olacakti ama gelen 9 kisiydi bu beklenmeyen misafir demek ,masa uzerinde ki tüm düzenin sil baştan yapilmasi demek ti.
Efendisine baktı soran gözlerle ,onu o kadar iyi taniyordu ki ; Efendisi o daha sormadan ,
-sen masaya bir servis daha aç masa da oturup oturmamasina Efendisi karar verir nasilsa demisti.
Demek ki ; bu gelen misafir, koleydi kendi ruhundan birine de hizmet etmek biraz garip gelse de belli etmemeye çalıştı. Çünkü Efendi'sinden öğrendiği her kim olursa olsun eve gelen misafir di. Yeni bir servis acmak için mutfağa gitti....
Iceriden gelen ugultulu sohbete kahkahalara aldirmamaya çalıştı ama duymamasi için sağır olması gerekiyordu. Hele ki
-tatlim bu gece bu senin( kolesini uzatarak) sana lâyık bir hediye düşünürken son anda bu fikir geldi aklima. Biliyorum uzun zamandir tek kole kullaniyorsun aynı tene dokunmak sıkıcı gelmeye başlamıştır ha ne dersin?? :)) , Hem dişi bir köle kullanmayı da ozleyebilecegini düşündüm.
Belki seni mutlu edebilirim. Biliyorum ki senin için ne alsam sıradan olacaktı benim için degerlisin bunun farkında oldugunu da biliyorum ,o sebeple; sana kolelerimin icinden en gozde olanını hediye ediyorum. senindir isin bittigin de yada sıkıldığında bana geri yollarsin. Çünkü sen herseyin en iyisine layiksin..
Sana lâyık değil ama kolem diye demiyorum gerçekten mukemmel koledir, eğitimi bizzat bana ait 😎. Umarım begenir dilediğin gibi kullanırsın.
....
Bu! Bu nasıl hediyeydi böyle duyduklari dogru muydu!? Elinde ki tabağın yere düşerken çıkardığı sesle bile kendine gelememisti ta ki yanına gelen Efendisi'nin sesi bir tokat gibi çarpınca kulaklarına. .
-Neler oluyor burada!!!
-Nedir bu beceriksizlik çıkardığın gürültü taa iceri kadar geldi sen beni rezil mi etmek istiyorsun!!?
. ve ve ustelik en kiymetli yemek takımım!@#!!
-Ahh neyse neyse çabuk toparla şurayi, milletin dili damagi kurudu onden içki servisi yap cabuk ol çabuk!!!
-Anlamiyorum nedir bu aptallik ustundeki !!!
Deyip iceri geçmişti Efendisi ... O'nunsa ruhu cekilmisti bir kere..
Nasıl iceri geçip icki servisi yapacak nasıl o gelen hediye koleyi görmezden gelebilecekti? Bu gece işi gercekten zordu ..
..........
........
"Biliyorum şuan sinirinden kuduruyor ama onu böyle görmeyi seviyorum"
"Bana hediye edilen dişi koleyi kullanacak mıyım diye nasil da kivraniyor "
Nezaket icabı bu koleyi almam gerek şimdi , almazsam ayıp olacak Ama ben bir baskasinin malini kullanmayi sevmiyorum ki !!!
Neyse şuna bak !!!
Hakan'ın hediye ettiği dişi koleyi köpek gibi kıskandı köpek! :))))
Ahh benim küçük aptalım !!
Anlamadığı mı mı sanıyorsun?
Bi elin işte bir gözün, kulağın bende /içerde. .. o kırdığın tabak gibi kalbini kırmak lâzım belki de...
Iste o zaman aklın başına gelir sadece yaomakla vazifeli olduğun isine yogunlasirsin belki ...
Arada senin ruh'unu ezmedikten sonra kim olduğunu, neyim olduğunu, unutuyorsun tamam ne kadar sahipsen o kadar da aitsindir demistim ama sen de baya baya sahiplendin beni...
Beni bile benden hatta kendinden kıskanır oldun!!
Bu dişi koleyi kabûl edecegim ama senden önce şu kendini bilmez Hakan'a küçük bir ders vermem gerekecek anlaşılan. ..
Sanki bilmiyor benim seninle olan aramda ki bağın kudretini!!!!
Dur bak neler yapacağım O 'na ve sonrasında da tabiki sana! "
......
Icki servisi yapmak için içeri girmişti ama kafasının içi karmakarışık ,sanki hızla örülen örümcek ağı gibi beynini kaplamisti . Bu disi koleyi kullanma işi!!
Sağlıklı dusunemiyor du. Ya bir hata daha yaparsa ? Ya Efendisi'ni bir kere daha kizdirirsa ?
En muhimi ise ya dişi koleyi kullanirsa ? Ya bundan kendisinden aldığı zevkten daha çok keyf alırsa!!!?
Düşünmemeliydi ,çünkü ne zaman gereğinden fazla özen gosterip sıfır hataya niyet etse gorunmez bir güç tarafından tokezleniyordu sanki.
O sirada göz ucuyla bir Efendisine bir de gelen dişi koleye bakti ona neler yapacağını düşündükçe elleri titremeye dizlerinin baginin cozulmeye başladığını hissetti.
Yok canım!
Diye geçirdi içinden Efendi'si kendine ait olmayan bir koleyi kullanmazdi ki hiç. Geçen 4 yılın icerisinde nice kolesi olmak isteyen oldu da red etmişti.
Ne saçma dusuncelere gark etmisti kensini ...
Ama bu olumlu dusuncesi sabun köpüğü gibi çabucak sönüvermisti.
Ama bu hediye! Ustelik artik O'nun!!
" Şuna bak nasıl da kivraniyor? Belli de etmemeye çalışıyor anlamadim sanki istemediğin bir sey olunca o kulaklarinin ateş gibi kizardigini bilmiyorum degil mi küçük aptal seni."
"Seviyorum lan bu hallerini :)))"
.........
-sen! Git bana gümüş tasmayi getir!
Ismiyle cagirmamisti ! Neler oluyor böyle? Bu bir kâbus olmalıydı ..
Evet evet bu bir kâbus birazdan Efendisi Can!!! diye seslenip o'nu bu kabustan uyandiracakti..
-
Çünkü Efendisi'nin nadiren de olsa ona Can'ım dediği, bu sebeple ona bu ismi taktıgından beri gerçek adının ne olduğunu unutmustu.
....?!?
- Duymadın mı? Kime diyorum çabuk!!!
-Emredersiniz Efendim :((
( ama o tasma benim , geçen birlikte çıktığımız alışveriş merkezinden bana siz almistiniz ustelik doğum günü hediyem o benim :(( )
Bu sozleri icinden haykira haykira tasmasini kaldirdigi dolabin kapağını açtı. Kadife kutu icinde gözü gibi sakladığı tasmasini eline aldı,istemsiz sekilde bir kaç damla yaş geldi gözünden daha hic kendisine takmamisti Efendi'si ve şimdi bunu dişi kolenin boynunda görecekti.
Ne büyük acı!
-Buyrun Efendim.
-Nihayet! şimdi soylesem ne zaman gelecektin acaba!? (Bunu dislerinin arasından usulca soylemisti Efendisi)
-Adı ne bu dişi pisinin? Diye sordu.
Isim koymayı seven sensin benim için adinin ne olacağı onemli değil ben hizmetine bakarim ...
Ohh köpek demedi, demek ki o hala Efendi'sinin kiymetlisi biricik köpüşüydü.
Acinacak hâlinde bile kendini teselli eden birsey bulmasina hayret etti.
-Adını sen koy.
-Hmmm o zaman pusi holsun .
(Biliyorum hiç yaratıcı değil. Kalıcı değil gidici bir pisi bu)
-Gel bakalim pusi....
Tasmayi boynuna takarken partilerini Efendisi'nin dizlerine koyması ile ....
(Bir şeyler yapmalıyım bu an'a şahit olmak istemiyorum )
- Efendimmmm!!! Şey ...
B ..ben yani benim ile ... seyy yanii bir emriniz yok.... yoksa çekilebilir miyim ? Diyecektim de..
(Sırf bu seremoniyi görmemek icin kekeleyerek söylemişti )
-Hayır!! Bekle !
-Emredeersiniz Efendim.
Bu sözleri soyleyen ses onlarca kez tekrar etti sanki ..
Biraksalar dişleri ile herseyi herkesi parcalayacakken
Öyle aciz bir sekilde elinden birşey gelmeden beklemek, daha doğrusu zorunda kalmak ..
işte köle olmanın en zor yanı. ..
sabretmek!!! Itaat etmek!!!
Sabırla ve sakin bir şekilde Efendi'sinin tasmayi dişi kolenin boynuna takmasini izledi. Gözleri dolu dolu olmuştu biri dokunmasalar bile aglayabilir di.
Evet iste doğum günü için alınan gümüş tasmasi bir baskasinin boynunu süslüyor du suan. .
"Disi koleyi yanima oturtmam ve sadece saçlarını oksamam yetti yüreğinin kanamasina ahh benim zavallı minigim hadi simdilik bu kadar acı yeter sana tabii şimdilik"
-İçkileri tekrardan tazele ve odana git!!
Bundan sonrasıni ben hallederim.
Yeniden bir beceriksizlik yapmani istemiyorum.
.....
Odasina cekilmek istemiş ve Efendisi de bu bahanesine göz yumup oradan uzaklasmasina musade etmişti.
Acaba yanlış mı yaptı?
Artık çok geç!!
Odasına çekilmisti bir kere...
Bedeni odanın içerisinde dört dönüyor ruh'u ise salonda cansiz asılı duruyor du.
Şimdi dışarı da çıkmayacak ve salonda ,olan bitenden haberdar olamayacaktı.
Icini bir hüzün kapladı hüznünü bastıran içini kurt gibi kemiren dusunceleri cabası. ..
Ahh keşke oraya gidebilsem diye iç geçirdi. Ama duyabildigi tek şey Efendisi'nin şen kahkalarina karışan digerleri'nin ugultulu sohbetleriydi..
Saatler gecmek bilmiyor du kaç saattir kendisine seslenilmesini beklemis ama hiç adını soyleyen olmamisti.
Içinden deli gibi dua ediyor yalvariyordu.
-Ne olur, ne olur seslensin!!!
Çağırsın beni yalvarırım çağırsın!!
Kapı açılıp Efendisi'ni karşısında görünce istemsiz sekilde;
-Teşekkürler..👼
dedi gözleriyle ,yukarıya doğru bakarak.
-Misafirler gitti. Şimdi, önce bana bir kahve yapiyorsun sonra ortalığı toparlayip, mahzene iniyorsun!!!
Cezalisin!!!
-Bunu hak ettiğini biliyorsun degil mi!!!
-E.. Evet Efendim sizi çok mahçup ettim a..amaa......
-Ama. Neee!!! AMA NEE!!!!
Ettin mi? !!!
Ettin! bitti!!!
Bu saatten sonra amasi yok gerizekalı!!!! Yıkıl karşımdan yoksa elimden kimse alamayacak seni!!!
-...
.kahvesini hazirlayip odasina çıkarmıştı o sırada Efendisi de uzerini değiştiriyordu.
-Fermuarimi aç !
-Çorapları mı çıkart !
-Terlikleri mi getir!!
-üst çekmeceden kırmızı geceligimi ver!!!
-O değil!!! Saten olanı!!
-giydir!!!!
Ve şimdi defolll!!
Kesik kesik sert emirleri ile hipnoz edilmis gibi seri sekilde istenileni yaptı ve salonu toplamak için aşağı kata indi...
O da ne !!!?? Dişi köle yerde o'nun minderinin uzerine kıvrılmış yatiyor du..
Gitmemiş diye iç geçirdi. ..
Önce tasmasi şimdi de Efendi'sinin dizlenin dibinde birlikte film izlerken ve bundan sonsuz mutluluk duyduğu tv minderi!!!!
Daha dün gece Efendi'siyle film izlemisti Efendi'sinin arada havaya atıp tutamadiklarini da yerden yedigi mısır patlaklari ve yeri hiç degismeyen mavi minderi artık bu pusinin mi!!
Bir an konusmak istese de Efendi'sinin buna daha da çok kizabilecegi geldi aklina.
Sessizce ortalığı toplamış ve emredildigi gibi mahzene inmisti...
Ama ,Aklı da yuregi de yukarıda kalmıştı. ..
Efendisi ve dişi köle yukarıda o ise fare gibi bodrum katindaydi...
Gece karanlıktı, gökyüzünde ne ay ne de yıldız vardı. Pencereden gorebildigi sadece zifiri karanlik !!
Ustelik hava soğuk ve sessiz ..
Varlığını sorgulamak için sanki ozellikle seçilmiş bir geceydi...
Ve dolunaya 7 gün kalmıştı...
Saatlerdir aşağıya inip ..
-Cezan bitti dememi bekliyor ama gece henüz yeni baslayacak küçüğüm.. Birazdan yanına geldiğim de bunu misliyle anlayacaksın...
Yanına indigim de bir fare gibi köşeye sinmiş beni bekliyor du.
Merdivenlerden indigimi görünce yüzünde ki ;yarı sevinç yarı utanç ve çokça merakı çok net okunuyor du.
Belki de bu burada geçireceği son gece ve yaşayacağı acılar son acıları olacaktı.
Ben bile emin degilim!
Bakalım ne olacak? Gecenin sonu mutlu sonla da bitmeyebilir hatta o'nunla işim bittikten sonra
Bir daha yüzünü dahi görmek istemeye bilirim. Çünkü beni gerçekten çok kızdırdı..
Biliyordu ki ofkem siddetlidir !!!
Sebep ; ne en sevdiğim takımın bir parçasını kırman ne de heyecan dan elinin ayağına dolaşması öyle bir kabahatin var ki ... bunu sen bile bilmiyorsun..
Kim bilir; bile isteye yaptiysan da vay haline!!!
..........
Alışverişi tamamlayıp eve geldiğim de zaten yeteri kadar ofkeli ve yorgundum. Ama dışarı da ki ofkelenmeme sebep olan olaydan ötürü de hırsımı o'ndan cikartmaya da niyetim yoktu .
Beni en cok sinir eden şey aslında Hakan'ın benim uzerim de baskı kurmaya kalkması ve alttan alttan beni nasıl zor durumda bırakmak istemesiydi. Bir şeyler yapacağını hissediyordum ama bu kadar ileri gidebilecegini ben bile tahmin edememistim.
Neyse ki kriz aninda daha bir soğuk kanlı olmayı beceriyor olmam belki de bana sunulan bir lütuf tu.
Market alışverişini hızlı bir sekil de yapmaya calisirken telefonum çaldı. Arayan Hakan'dı.
(Hakan aslında doğum günüme kendini zorla davet ettirmişti.) Yani bir nev-i nezaketen ..
- Mine'm aşk olsun! Bugün doğum günün ve evde bir parti verecegini başkalarından duyuyorum,yoksa beni davet etmeyecek miydin?
- ahh alakası yok aslında bu bir parti degil inan sadece bir kaç arkadaş ile akşam yemegi yemek ve biraz sohbet etmek için bilirsin işte doğumgünüm vesile oldu ama sen de gelmek istersen elbette gelebilirsin.. Bu öyle planlı birşey degil ,tamamen spontane .... maksat doğum günü bahanesiyle uzun bir zamandan beri görusemedigimiz için bir bahane... yani ..
(Biraz sinir biraz o an da ne diyeceğimi bilememek adına böyle saçma bir cümle kurmustum.Oldum olası bahane uretemem zaten yalan hele birak atmayi cok nefis elime yuzume bulaştırmakta üstüme yoktur. )
-tamam sen davet edersin de ben gelmez miyim ? :))))
(Gıcık)
Eeee ben simdi sana ne hediye alayım?
- sacmalama ne hediyesi? Sende her seferin de bana bir seyler almak icin bahaneler ariyor gibisin (zoraki ve gereksiz gülmüştüm)
-tamam akşama daha vakit var illaki hoşuna gidecek birseyler bulabilirim yaratıcı olmam gerek . Görüşmek üzere.
-görüşürüz.
Hakan uzun zamandır bana olan alakası son zamanlar da arsizca belli eder olmuştu. Ve bu benim canımı sıkıyor kolemin ise canını yakıyordu.
Bunu bile isteye ve inadina yapiyor olmasi beni çileden cikartmaya yetiyor ama belli etmiyordum.
Çünkü belli edecek olursam amacına ulaşmış olacaktı. O'na bu zevki tattiracak kadar aptal değilim!!!
Her bir araya geldigimiz zamanlar da Şakayla karışık ortaya laf atar bende her seferinde kibarca red ederdim.
Hatta gecen hafta Serdar'larin evin de artık iyice civitmis olması alkolun verdiği deli cesaretindendir dememe sebep olmuştu. Çünkü ertesi gün arayıp
-Mine'cim dün baya sacmaladim sanırım umarım seni kizdirmamisimdir. Biliyorsun tamamen latife ediyorum. Sen benim iyi dostumsun seni kaybetmek istemem.
-Ehh biraz bozulmadim değil ama yillarin verdiği bir samimiyet diyor ve uzerinde durmuyorum Hakan beni biliyorsun bu camianin icinde olmam demek tarzima ve zevkime uymayana da göz yumabilirim manasina gelmesin ... Ne hikmettir ki bu uyariyi son günler de cok fazla dile getirdim. Bende farkindayim temcit pilavi gibi surekli surekli ama beni de boyle kabûl etmek zorundasiniz. Oyle degil mi ? :)))
-ya tabiii seni yillardir tanıyorum ve tanidigim gunden beri sana ancak dost olarak yaklasabildim sende biliyorsun sana olan zaafimi ama oyle kibar oyle keskin set koyuyorsun ki insan ne bozulabiliyor ne de ne diyecegini bilemiyor.
Tamam pes! Söz bundan sonra sakasini bile yapmayacağım. .
(Bende yedim)
Bunları dedikten sonra bile yine her fırsatta şansını tekrar tekrar denemesine sinir olmaya başlamistim.
Bu elde edebilme girişimlerinde başarı elde edemeyecegini anladigin dan beri bu sefer de kafayı koleme takmisti. Çünkü kolemle tanıştığı gün şansının artik hiç kalmadigini anlamisti.
Lâkin bundan vazgecmeye hiç niyetli gibi görünmüyor bulduğu her firsatta şansını deniyordu..
Eeee demek ki neymiş?
Masterlar da kıskanır :))))))
Dominant biriyken benim O'na karsi mesefali kalmam koleminse bana dokunabiliyor olması onu iyice sinir ettigini biliyordum.
Hah! Gereksiz erkek egosu !
Sonunda başarmış olma ihtimali ile yaninda dişi bir köle getirmesi. ..
Ah bu kadar ileri gidebilecegini ben bile hayal edememistim. Ne yapacaktim simdi? Hediyesini bana sunarken yuzunde ki o alaycı bakışla koleme göz atması tuz biber di..
(Demek öyle bu son kozun mu Hakan Efendi ?)
Her firsatta ben ikinci bir köle kullanmiyorum dememe ragmen ustelik!!!! Hediye bulamamış mış ta bana layık değil mis mis te!!
Ikinci bir köle kullanmayisimin sebebi köle/Efendi iliskisine baslamadan once ki sozlesmemiz de bunu her ikimiz de onaylayip kabul etmiş olmamizdan baska birsey değildi. Ama ben bir seyin altina söz diye imza attiysam o bir daha cignenmezdi.
Maksadı beni arkadaşlarımın için de mahçup ederek kendince
-bakın nasıl da eli ayağına dolaştı Mine kolesine aşık diyordum da inanmıyordunuz ! Aşık olmasa neden baska bir köle kullanmak istemesin? Aşık olmasa bana neden sürekli mesafeli olsun?
(Bunu sözlü olarak dile getirmese de amacı buydu , yada daha kötüsü kolemin fevri davranmasini sağlayacak benim de buna göz yummayacagimi bildiginden aramizin bozulmasina sebep olacaktı)
Başardı da!!!
Ama bunu asla bilmeyecek dedim ya ona bu zevki tattiracak kadar aptal bir kadın degilim!!!
Tabi bu olanlardan hiç bir şekilde haberi ve fikri olmayan kiymetlim benim kadar soğuk kanlı olamadı.
Bizim köle Efendi iliskimiz öyle klişe facebook,twitter veya forumlar vb gibi bilimum yerler de ki gibi degil di. Biz oncesinde çok iyi iki dost olmayi becerebilen nadir BDsM insaniydik. Çünkü oncesinde insan olarak değer veriyorduk bir birimize..
Neyse ...
Bana uzattığı hediyesini büyük bir soğuk kanlilik ve nezaketle kabul ettim. (Beklemediği bir şeydi )
Hatta madem kendince bir oyun oynamaya kalkmisti bende oyunun bir parcasiymis gibi dahil oldum ama tek bir farkla oyunu kuran O'ydu ama yöneten ben olmuştum. Artik oyun benim oyunum!! benim kurallarim di.😈
Kiymetlimden ona aldığım gümüş taşlı tasmasini istememle oyun başlamıştı.
Bu bir nevi kolemi de oyunun icine dahil etmem demekti ve bilerek ona belli etmedim. Bir an göz göze gelseydik tüm bu olacaklarin bir oyundan ibaret olduğunu anlardi zaten. ( Biz oyle bir olmustuk ki ; konuşmamı gerektirmeden ne istedigimi anliyor ve ona göre davraniyordu. Iste bu yuzden kiymetlim ya ) o sebeple olabildigince sert ve sadece dolabı işaret ederek tasmasini getirmesini istemistim.
Geçici olarak isim verdigim dişi köle, boynuna taktigim tasma ile bana biat etmeye hazırdı. Çünkü o'da oyle bir egitim almış olacak ki her tasma takanin sahibi oldugunu zannederek boyun egiyordu.
Tasmayi bana uzatırken ellerinin nasıl titredigini gormezden geldim bu canını çok yakıyordu ama sende oyunun icindesin Can!!
Odasina yollamadan once ickileri tazelemesini soylemistim...
Bilincli bir sekilde( servis yaparken) Hakan'ın uzerine içki kadehini dokmesi ve istemsizce kaşlarini kaldırıp kuru bir;
-pardon beyefendi .demesi beni rezil etmeye yetmisti. Ama bunu neden yapmıştı? asıl mesele buydu ve ..
Hakan'ın buna sessiz kalacağı göz yumacagı mi vardı. .
Bana dönüp
-Mine'cim kiymetlim kiymetlim diye yere göğe sigdiramadigin kopek bu mu?!!
Daha nasıl hitap edebilecegini bile ogrenmemis...
Hahahaa sen mi verirsin terbiyesini yoksa benim yardimci olmami istermisin? Boylelikle bir daha misafirlerine nasıl davranmasini öğrenmiş olur...
Ne kadar da alaycı soylemisti bunu !!!
Sinirden ne yapacağımı şaşırmistim beni sinir eden Can'in hadsizligi mi yoksa Hakan'ın boş bogazligimiydi kestiremiyordum!!!
Sakin ol Mine!!!!
-tatlım sana bir gömlek borclandim. Kolem adina senden kusuruna bakmamani rica ediyorum. Kaldi ki ben gerekeni yaparim sakar olmasi onun kiymetini belirlemiyor sonuçta, sende bunu iyi bilenlerdensin...
Bilenlerdensin değil mi? Yoksa? Diğerleri gibi govde gostersinden haz alanlardan mısın?
Biliyorsun ki bir kolenin bir Efendisi olur!
Beni bilirsin "bazı sözler karanlıkta söylenir bazan hiç" hesabı bazı cezalar da yalnızken çekilir ve öğretilir. ^^
(Ohhh iste böyle lafı gedigine koydun Minem manayla dişi kolesinin de kaç Efendisi olduğunu burgulamistim)
-ICKILERI TAZELE VE ODANA GIT!
........
Yanına indigim de bir fare gibi köşeye sinmiş beni bekliyordu. ...
Dizlerinin uzerinde islak ve pütürlü betonun uzerinde emekleyek ayaklarımın dibinde yerini almıştı.
Gözlerime bakacak yüzü yoktu ..
Oysa, en çok sevdiği şeydi gozlerime bakmak , ve ne istediğimi anlayıp hemen yerine getirmek bu onun icin bir nevi oynamaktan büyük keyf aldığı kendince "sen sus gözlerin konussun" oyununun adiydi. Tum cesatetini toplayip gözlerime baktigin da yüzüne attığım tokatin etkisiyle kendine gelir gibi oldu.
-Düşündün mü bakalım? Başına gelecekleri!?
Dememle cezasının henüz başlamadigini anlaması bir olmustu ...
-düşünmedigini söylerken sesin de ki titreme hatirlamana yardimci olayip biraz geri git dememle aptal gibi geriye gitmesine aldirmamistim.
Mahzen adını verdiğim küçük bodrum katinda ki dolabı açtım.
Elime aldigim, uçlarında minik kurşunlardan olusan ozel yapim olan kirbaci çıkarttım.
Sonrasınsa tavan da ki asılı olan zincirlerle iki bileginden kelepceleyerek kasap dukkanlarinda ki etlerden farksiz sekilde her iki yana gergin bir şekilde astim.
Ayak bileklerinin arasina da ucunda demir çubukla bağlantılı olan kelepçeyi geçirdim.
Şu an karşımda kocaman bir çarpı gibi duruyor. ..
Etrafında tam tur dolastim öfkem hâlâ tazeligini koruyordu. O sebeple bir yandan nefes kontrolü yapıyor sakinlesmeye çalışıyordum.
Çünkü Efendiligimi zorbalikla karistirmak istemiyordum.
Heleki böyle karşımda savunmasiz duran bir bedene ....
Ama bu demek değil di ki bu gece kan akmayacak!!
Sırtına indirdiğim kırbaç darbesiyle tüm vucudunu bir yay gibi gerip geriye doğru kastı ilk etapta ,mani olmadığı bir inleme ile karşılık verdi bu acının sesiydi..
Dudaklarını bastirarak kilitledi ve o an sadece ACININ SESI çıkmalıydi. Biliyor du ki ben sessizliği severim acıyla ses çıkartıp bunu bozmak istemiyordu ama o her sırtına inen kursun toplu kırbaç istemeden de olsa küçük bir iniltiye sebep oluyordu. Kaç kere vurduğumu hatırlamıyorum sırtı kızarmış yer yer kan oturmustu bazi yerlerinin derileri soyulmustu ..ama hala dimdik ayakta durabiliyordu.
Bu halini seviyorum!!!
-Nasıl?!!
Ickiyi servis ederken Hakan'ın üzerine bile istiye döktüğünü anlamadım sandın degil mi!!!
Onu böyle cezalandırmayi dusunmek senin küçük beynine mi kaldı!!!!
-Ö ..Özür dilerim E.. Efendim.
daha da sinirlendim.
..Özür dilemesi beni çileden cikartmaya yetti. ..
-BENDEN ÖZÜR DILEME!!!!
BILIYORSUN KI ÖZÜR DILEMENI GEREKTIRECEK HATALAR YAPMA DIYORUM SANA !!!!
-NE ALA!!! HATAYI YAP OZUR DİLE HATAYI YAP OZUR DILE. ..!!!!
BENI VE KENDINI REZIL ETMENİ GEREKTIRECEK BIR TAVIR MIYDI YAPTIGIN???!!
-Hayır Efendim o an sizi de mahçup edebileceğim aklıma gelmedi kazaydi diye yalan atarak hak ettigim cezadan kacmayacagim..
Hüküm sizin ; ((
Bir kaç adım daha attım etrafında ne zaman böyle dolansam içi urperiyor biliyorum ve istediğim de tam olarak bu !!
..........
Etrafimda dolaşırken çıkarttığı topuk tıkırtıları beynimin her koridorunda çınlıyordu..
........
Efendim'in sadece kirbaclayarak ofkesinin geçeceğini düşünmek bile aptallikti.
Biliyordum. .. iste yine dolaba doğru gidiyor. .
Arkası bana dönük keske şuan yüzünü görebilsem :((
Bana ceza verirken gerçekten ofkeyle mi yoksa büyük bir keyfle mi yaptığını anlayabilsem...
-Aklından geçenleri okuyorum merak etme!!! Henüz öfkem yatışmadı!!
Yüzüme inen sert ve acımasız tokatlari ardı ardına atarken bu sözler çıkmıştı Efendim'in ağzından. .
Tirnaklari uzun ve bicimliydi kırmızı öjeli (ennn sevdiğim)
Bir pençe gibi açıp gogsumden aşağı doğru batirsiigin da hissettigim acı yerini sıcaklığa birakmisti..
Bu sıcaklık, tırnakları arasında kalan deri parcalarini diğer tırnaği ile temizlerken farkedip gogsume baktığım da; akan kanin sıcaklığından baska bir sey değil di.
Kanayan çizgilere dokunup bana ...
'SEN KI SOZLEZMEYI KANINLA IMZALAYAN KOPEK!!
NASIL OLUR DA BENIM DE ALTINA IMZA ATTIGIM BIR SOZE ITIBAR ETMEYIP BASKA BIR KOLEYI KULLANABILECEGIMI DUSUNURSUN!!!!!
BU KADAR BASIT MI SÖZ VERMEK HAAA!!! SOYLE BU KADAR BASIT MI!!!!?
Iste o an kafama dank etmişti ahhh benim aciz, zeka yoksunu beyinsiz başım!!! Tabii yaaa Efendim buna ofkelendi ne kirdigim tabak ne o uzerine şarap döktüğüm adam ne de başka birsey nasıl unuturum nasıl nasıl nasıl!!!
Kanayan yaralarima tuz bassa yeridir. ..
Ama tuz basmak hafif kalacak bunun yerine daha da, derin derin ve defalarca aynı yerden taaa cigerime kadar tirnaklariyla kazisa az bile benim gibisine...hak ettim ...
Birseyler demem lâzım ama ne ?
-Be Bennn gerçekten çok pişmanım Efendim ve suan kendimden utanıyorum. .. ne deseniz ne yapsaniz benim gibi aptal bir aciz için az bile...
Ama musadeniz olursa bir sey söylemek için...
arz ederim Efendim. ; ((
'HENUZ DEGIL!!!
DEGIL SOYLEYECEKLERINI DINLEMEK SESINI DAHI DUYMAK ISTEMIYORUM!!!!!
aklimdan geçenleri okumuş gibi aynı yerden ve bu defa daha sert şekilde tirnaklarini geçirdiğini hissettim. . Evet evet kesin cigerimi birak kalbimi parcaliyordu sanki... duydugum utanç acımın yanında fersah fersahti. Aglamama engel olamiyor ama sesimi de çıkartamiyordum.
Çaresiz ofkesinin ve hak ettiğim cezanın bitmesini dua etmekten başka carem yoktu.
.....
(Göğsünden akan kanları görmek biraz da olsa yatismama neden oldu... abartmaya gerek yok ... Hakan da kasinmisti bunu biliyorum ama senin bilmeni istemiyorum küçüğüm )
Gecen yil gittigim geziden aldığım kanguru derisi kirbaci once hava da bir kaç kez saklatip yere carpmam la dogruldu .. hava da ki ıslık sesine benzer sesler dört duvar arasinda çarparak geri dönüyor ve ne zaman tenine degecek diye bütün kaslarını gererek vücuduna vurmami bekliyor du. .. Şayet beklemedigi bir an da vuracak olursam sonuç vahip olabilir di dolaptan çıkarttıgım göz bandı ile gözlerini bagladim.
Iste en korktuğu an !!!
Hiç bir sey gorememek !!!
-Efendim Efendim yalvaririm kapatmayin gozlerimi ... ne'olur Efendim aciyin! Bagislayin!
-Kes!!!
Gözlerini baglamamla birlikte fiziksel işkencesi bitmisti şimdi sırada ruhunu kanatmak acitmak vardı. ..
Hava da bir kaç kez daha saklattim kirbaci sonra ...
-Yooo senin pis kaninla kirletmeyecegim bu caaanım kirbaci ... fikrimi değiştirdim ...
-Nee Nee yapacaksiniz Efendim ? Acıyın :(( Bağışlayın ; (((
Efendim ? EFENDIM YALVARIRIM cevap verin sessizliginiz beni öldürüyor. .. :(((
.....
Saatlerdir tavanda asılı duran ellerimi çözüyor yoksa aciyip aciz halime merhamet mi edecek?
-Minnettarim Efendim ....
-Niyee?? Bitti mi saniyorsun benim küçük aptalim?
....
El ve ayaklarimi cozdugugun de boş bir çuval gibi yigilmistim ayaklarinin dibine. Gözlerim kapali el yordami ile bacaklarina sarilip aman dinlemekten baska carem yoktu.. ama yapamadim o gücü bulamadim kendim de.
Beni bir sandalye ye oturttu ellerimi arkadan bağlayıp gözlerimi açtı. ..
Cılız ışık olduğu icin gözlerim çabuk alınmıştı , karsimda gördüğüm manzara biraz olsun sakin bir okyanus gibiydi fırtına dinmis ama hala alabora olacak misim gibi...
Cikartmis oldugu iç çamaşırıni agzima tikti ve
- sesini duymayacagim !
diye kulağıma egilerek fısıltı halinde bu sözleri söyledi.. Nefesi sıcak sımsıcak ... üzerime eğildiğinde vücudunun kokusunu icime cektim vurduğu zaman terlemis olmaliydi
Bir insanin teri çilek gibi kokar mıydı? Efendim'in kokusu teri herseyi herseyi Allah'ım neler düşünüyorum. ..
Sonra eline aldığı bıçağı gördüm bu... bu bende fobi olarak kalan bir seydi.. Efendim o bıçakla ne yapacaktı? Beni kesmeyecekti elbett ama neden bıçak. .. Kesici bir alet karşısında savunmasiz olmak en büyük korkularimdan biriydi.. diğeri de gözlerimin bağlanması. ..
Neyse ki gozlerimi açtı benim guzeller guzeli Efendim... <3
...
(Ellerini gevsek bir sekilde baglamistim istese kurtarabilecek .. elime aldığım küçük meyve bıçağı ile tirnaklarimin arasında kalan deri parcalarini temizliyor gibi yapmam onu iyice geriyor. ... zavalli birazdan yaşayacağın korkuyla agzina tiktigim kilodu yutmasan bari :)))))
-Ve şimdi gözlerin. ...
-Efendimmmm yalvaririm baglamayin gözlerimi ne olur aciyin korkuyorum !!!! Agzimin için de Efendimin camari olduğu için net bir sekilde konusamamia sadece ugultu şeklinde soylemistim. Ama Efendim anlamış olmaliydi. ..
- Kork!!!
Umrumda mı sanıyorsun?!!!
Hem korkmak iyidir diri tutar insanı tetikte bekletir....
Kahkasi .....
..... gözlerim bağlı ellerim bağlı ağzım bağlı elinde bıçak ...
Tamam kesin öleceğim ben ölmeden once bir kez daha gözlerinde ki sevkati görebilseydim keske...
Tam kalbimin ustune değen, bıçağın soguk metali ile son duyduğum Efendimin kahkahalari oldu..
. sonrasını hatırlamıyorum gözlerimi açtığım da Efendimin odasın da kanattigi yaralara pansuman ederken buldugumdu...
Gözleri. ... gözleri yemyesil di...
-Efendim??
-Yavrum??
-Cezam bitti mi?
-Beni af ettiniz mi?
-Seyy beni kesmediniz degil mi?
- Yaşıyorum di mi ben ?
Hahahhahaah sacmalamada sınır tanımıyoruz bakiyorum da benim küçük aptalim...
Tabi ki de cezan bitti, af ettim, ve evet seni kesmedim hahahhahaa ve tabiki de yasiyorsun...
Hem o kalbine degen bıçak degil di ..
- Nasıl? Ama elinizde bicak vardı. ..
- Evet bıçak var dı. Ama gözlerini kapattiktan sonra bıçağı biraktim yerine küçük bir metal parcasiyla ....
-Efenddiiimmmm amaaaa
-hahahhahaaah seviyorum bu hallerini hem öldürür muyum hic? Daha cooook uzun süre lazimsin bana..
Şimdi kapat gözlerini ve uyu ... dişi koleyi de merak etme coktan uykusunu yarilamistir... sabah olsun evine yollarim...
Başkasının oyuncağı ile oynamayi sevmem !
Iyi uykular küçük orospum hiçim picim yarın uzun olacak... simdiden enerjini toplamaya bak...
Muck!!!
-Emredersiniz benim güzel Efendim iyi geceler. .. size Minnettarim gecenin kalan kısmını ayaklarinizin ucunda yatmama musade ettiginiz için. ....
Şiiiiitt sus artık yat ve uyu
Hikaye bitti. ..
Yarin yeni bir gün. ..
By Kadın Efendi
Müthiş. Hep Efendi'nin ruh halini ve duygularını merak etmişimdir. Çok aydınlatıcı olmuş. Bu arada tırnaklarınızı ben de göğsümde hissettim 😃 (Sayhandertlii)
YanıtlaSil